17 Temmuz 2008 Perşembe

Zihnim gezinirken...




Müzik için notalar var. Farklı müzisyenler nota kağıdına bakarak aynı melodiyi birbirine çok yakın şekilde çalabilir, söyleyebilirler.
Hep düşünmüşümdür.
Yazı için neden böyle işaretler yok...

"Sana çok kızgınım."

Bu cümleyi kaç çeşit vurguyla, ses tonuyla, vücut hareketiyle söylemek mümkün oysa ki...

Kimi seferinde kedi yavrusu sesiyle barışma cümlesi olarak söylenebilir,
Kimi seferinde koc-ca bir aşkın bitiş cümlesi olabilir.
Kiminde sadece naz yapılıyordur.
Kiminde sadece bıkkınlık vardır.

Edebiyat sırf bunun için varolmuş olabilir mi?
Tiyatro, sinema?

Bir insanın aklında kurduğu hikayeyi göremeyeceği, tanıyamayacağı insanlara anlatmak için?
Harfler, noktalama işaretleri elimize dümdüz metinler veriyor sadece.
Onları ete kemiğe büründüren yazıyı yazanın ustalığı, yeteneği, kurduğu olayların örgüsü...

Ya da bir oyuncu,metindeki cümleyi gerçeğe- belki de tasavvur edebildiğimiz gerçeğe- en yakın haliyle "oynayabildiği" zaman devleşiyor, parlıyor.
(pat diye Dustin Hoffman, Al Pacino, Merly Streep, Erol Günaydın geçti gözümün önünden.)

-son derece alakasızca-
Son yıllarda ülkemizden çıkmış iyi bir genç yazara rastladınız mı?
Bize destanlar, masallar, hikayeler anlatan, koca koca roman sahifelerini iştahla dolduran yetenekli, bunalımlı genç yazarlar var mı?
Yoksa herkes mi ÖSS-KPSS peşinde...

-yine son derece alakasızca-
Galip Tekin'e rastladım Penguen'de.
Bi sevindim.
Kafamın arkasında dolanıp duran birşeyi anlatmamış mı bir de?
Türk insanının değişimini...
"Çılgın Türkler o güzel atlara bindiler ve gittiler" diyor.
Ama umudunu da yitirmek istemiyor, "Belki hala oralarda bir yerlerde birkaç tane kalmıştır" diyor.
Umutlanıveriyorum ben de...


Çok mu canım sıkkın, nedir?



11 yorum:

kumhavuzu dedi ki...

hayret bişeysin hakkaten tuhifsin..
rahat batıyo sana galiba
herşey bu kadar güzelken böyle şeyler düşünüp o güzel kafacıını yoruyosun yaa..cık cık cık..yoksa çık çık çık mıydı:)

uctemmuz dedi ki...

Ha ha haaa....Yok yav rahat filan batmıyor, batmasın...Haftasonu Bursadayım İnşallah, sonra İzmir...Gazete,dergi, Tv'yle bir gün geçirmişim, bunlar gelmiş aklıma...Geliversin be kumum...;)

sensizken dedi ki...

Selam, Selam, Selaaaam:)
Arkadaşııım, burasını da bozduuuk:)
Kaç gündür yorum gönder seçenekleri kayıptı, ve bloglarda bembeyaz görünüyordu:)
Neyse ki düzeldi...
Ayrıca, bana nota demeee :) oğluşuma söz vermiştim. OKS'yi kazanırsa elekturo gitar alacağıma,fiyatları araştırdıııım. 1000 YTL gidecek eh bir de kayıt parası var, kılık kıyafet derkeeeen..
Ben en iyisi tatili unutayım:( eh yapacak bir şey yok sözler ne içindiiir, Tabi ki tutulmak için:) görüşüüüüüz.

burdasaklaniyorum dedi ki...

ben de düşünmüştüm bunu biliyor musun.
bir şey yazıyorum mesela, ama aklımdaki ses tonu ve vurguyla. sonra okuyorum onu tarafsız bir gözle. yooo.. hiç de söylemeye çalıştığım biçimde olmak zorunluluğu yok. e ama nasıl yazıcam ben o ses tonunu ve vurguyu!
yani..
yine haklısın.

Ece dedi ki...

Hiç düşünmedim bak. Yazıların da böyle işaretleri olsa, gene her kişi kendince yorumlayacaktır..Müzisyenler gibi..
Her okuyan da kendinde uyandırdığı duygularla..
O saydığın oyunculara bi de Robert De Niro'yu ekliyorum ben.Adamımdır kendileri.

Sevgiler canım.

uctemmuz dedi ki...

sensizkenciğim:
Ne oldu sınavvv? Dur hemen geleyim sayfana...


burdasaklanıyorcuğum:
Bazen iyi niyetle birşey yazıyorum. Bence komik birşey. Karşımdaki alınıp darılabiliyor. Biraz da farklı bir şaka anlayışımız var, mimikler ve kaşgöz işaretleriyle süslenmeden karşı taraf anlamakta zorluk çekiyor. :) Yok blogda değil,maillerde filan...İyi ki smileyler var ha? :)))


ececiğim:
Çok haklısın. Vargücümüzle, tüm benliğimizle birşeyler anlatıyoruz bazen, yüzyüze olduğumuz kişilere üstelik, onlar bile kendi istedikleri gibi anlayabiliyorlar bizi...:)
Atlamış mıyım Robert De Niro'yu? Ayıp etmişim Valla...

Adsız dedi ki...

bizim psikolog diyo ki..
kadın beyni aynı anda bir sürü şeye odaklanıp..
bir sürü ayrıntıyı farkedebiliyor ve kendi ruh durumuna göre..içinden kendine uyanı seçip alıyor..
erkekse bütüne odaklı..
mesela o yüzden kadınlar ana fikir çıkarmakta zorlanıyomuş..
erkekler de ayrıntı hatırlamakta..
bu durumda zaten yazılı ya da yüzyüze.. anlaşmamız zor..
ama birine bir şey anlatırken.. az öz anlatmak gerek sanırım..
ayrıntı iki cinsin de kafasını karıştırıyo..=P..
ve..aslında oynanacak eserlerde yanda diyalogların yanında.. notlar var..
senaristlerin eklediği..
mesela
julie- şaşırarak.. sana çok kızgınım..
gibi..
=)

hmm ne kaldı evet..
genç tiyatroculara özgünlük ödülünü bu yıl da verememişler..
yaratıcı çok özgün yokmuş..
=)
yani dediğin dooru..
sen zaten ne zaman haksız oldun daaa...
öpüldn bi de..
ataletinnnnnn

uctemmuz dedi ki...

Demek Ahmet bu nedenle her konuşmaya başladığımda "sadede gel" diyor. Ha ha haaaaa...
(Neyse ki bu bana çok komik geliyor ve hiç sallamıyorum.)
Özgün olmak için özgün ideolojilere mi ihtiyaç var ki?
Yani, yeniden...

Estağfurullah haklı olmak değil de...ben bu güzel sözlere bayılıyorum Valla. Yav sizi çok seviyorum ben...
Ben de seni öperim ataletciğim...:)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

biz galiba ayrıntıda boğuluyoruz. Ama bir Balzac örneğide yok değil karşımızda tasvirler kralı, ayrıntılar imparatoru olarak. . Anlatım tazı diye bir şey var. Biz bi keresinde ataletle, o zaman atalet değildi o hehehe. Aynı filmi izlemişiz tesadüfen ve ikimiz de anlattık. Yazıyı okurken zor anladım benim anlattığım film oldugunu. Tabii ben çaturu çutturu anlatmışım,ataletim öylemi ya , almış filmi evirmiş çevirmiş, mesajlarını çıkartmış ve bize kıssadan hisseler içinde sunmuştu. Keşke ikimizde bulabilsek o yazılarımız da bir arad koyabilsek. Tam senin yazında ne denmek istediğinin örneği olurdu. Sevgiler sana

geçkalmadımki dedi ki...

Evvvet "belki hala oralarda bir yerlerde birkaç tane kalmıştır"
Evet Umutlan, hep Umutlu kal..
Sevgiler...

uctemmuz dedi ki...

Günaydın Arkadaşlar, birkaçgündür Bursa'daydım ne sayfalarınızı dolaşabildim ne de yorumları okuyabildim...:)
Hepinize sevgiler...:)
Özlemişim yahu...