20 Eylül 2008 Cumartesi

fobik şey

Yeni evlenmiştik. Kısa bir tatil için Ahmet'in yeni işe başladığı bankanın kampına gitmeye karar verdik.
Ben öyle toplu halde, bir düzen içinde yapılan tatile pek alışık değilim.
Şımarıklık falan değil nedeni sadece o zamana kadar hep şu şiarla yaşamışız:
Tahditli-tehditli işe gelemem.:)

Bu babamın lafıdır ve sırf bu nedenle taaa Mart ayında Bandırma'nın karşı kıyılarına gider, kocca bir gazino- restoran arazisi kiralardı.
Öyle lüks filan bir şey değil. Zaten o yıllardaki her şey bugünkü lüks kavramına çok uzak.:)
Ne ise o hem patronluğu yapar, hem biz şen çocuklar olarak koca yaz eğleniriz.
Eğlenirdik.

Dolayısıyla kamp fikri ilk etapta bana yabancı da gelse biz yollara düştük.

Kamp Yalova'da.
İçeri girdik, önce size yemek ikram edelim dediler.
Büyük bir salona geçtik.
Deniz kıyısında bir masaya oturduk.
Sizin yeriniz burası deyip arkalarda bir masa verdiler bize.
İyi de salon boş. Bomboş.
Tuhaf geldi ama aldırmadık.:)

Herneyse kalacağımız yeri gösterdiler.
Küçük bungalov tipi evler.
Fakat bize işe henüz başlamış tıfıl insanlar olarak geçen seneden beri temizlenmemiş bir ev düştü.:)
İçeri girdik.
Her yer örümcek ağı.

Benim gözler kocaman oldu.
Ahmet ben giremem buraya, dedim.

O da tüm cevvalliği ile dur ben şimdi temizlerim dedi.

Önce dışarı bir şezlong çıkardı.
Bir de gazoz açtı.
Ben de kitabımı aldım, oturdum.

Bir müddet sonra yanına gittim.
Korkuyla sordum:
"Ya burda karaböcek de varsa?"
Nasıl aşağılayıcı, ciddi, sinirli bir bakış attı anlatamam. :))))
"Gerçekten bilmiyor musun?" dedi.
"Neyi?"
"Örümcek olan yerde karaböcek olmaz ki " dedi.
Zankkkk...
"Öyle miymiş? E ben bunu niye bilmiyorum? Ama O öyle söylüyorsa öyledir herhalde. Baksana nasıl sinirlendi ve ciddi" dedim kendime.

O gece de rahat rahat uyudum.
Ertesi gün kamptakilere teşekkür edip derhal oradan ayrıldık.
ver elini aslanım Erdek.:)
10 gün kalmayız- 3 gün kalırız, canımızın istediği gibi yaşarız.:)

Bu karaböcek-örümcek eşleşmesinin gayetle mümkün olduğunu da yıllar sonra farkettim.
Salaklık mı? Öyleyse öyle. Ne farkeder? Zekanın kime faydası dokunmuş diye şuraya bir felsefe attırırım çözene kadar iflahımız kesilir.:)))

Hayır salaklık değil.
İnanma isteği.
:)
O geceyi rahat geçirme yolu.
Kaçış.
Ne derseniz deyin.

Hımmm...
Şimdi söyleyin bakalım:
İki kertenkelenin aynı kertenkele olma olasılığı % kaç?

7 yorum:

zeya dedi ki...

İlk yazlık açılışlarında hep bu sahneler olurdu. Hatta bizim kertenkelenin üzerine saç spreyi sıkmışlığımız bile vardır korkudan :):):)

Sevgiler

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

yani o yüzde işinden pek anlamam ama gel sen inan o iki kertenkele aynı kertenkele))

geçkalmadımki dedi ki...

İnanma ihtiyacına ne oldu..
iki kertenkele aynı olsa da olmasa da artık yok..
hem ben gördüm sizin eve bir kuş girdi dün, arı kuşu, bütün böcükleri örümcekleri yedi, kertenkeleyi de gagasına aldı pıırr diye uçtu gitiii.. gözümle gördüm inan ki ööle..
Sevgiler sana...

uctemmuz dedi ki...

Saç spreyi? Ugh! Radikal çözüm diye buna derim ben.. :) Ama ben o kadar bile yaklaşamıyorum maalesef..:)


Amerikan mistik-bilimsel karışımı filmlerde aklımıza kakarlar ya: Bütün olasılıklar eşit görünüyorsa gerçeğe en yakını seç diye..He işte, aynı fikirdeyim seninle Lale...:)


Bu yukarıdaki anı ne zaman aklıma gelse gülerim ben geçkalmadımkiciğim.:) Öyle ya da böyle adamcayız da haklı. Yıllardır bir böceksavar gibi yaşıyor.
Benim içim rahatladı artık, bugün mutfakta çeşit çeşit de yemek pişti.:)
Çok güzeldi yorumun, içim rahatladı. Öpperim kocaman...:)

Ece dedi ki...

Koca kadınsın, hâlâ kanıyorsun birilerine..O kertenkele aynı kertenkele değil. Bütün aile onu aramaya gelir yakında. Sen böceksavarını yanından ayırma:)))))
Seviyorum seni ben.

kumhavuzu dedi ki...

yav kadın
valla ben seviyorum yahu seni:)
başka bişey demiycem

uctemmuz dedi ki...

ecem ben fink atıyorum mutfakta, yok bişey, inan...:)

ha haayyyy...sevmesen şaşardım be kumcum. bir sır veriyim: iyidir salaklık. hatta zaman zaman erdemdir.günü kurtarır.:)
ben de sizi seviyorummm.:)