2 Mart 2009 Pazartesi

Küçük kağıtlar

Rüzgar uzun zaman sert esti. Balkona çıkar çıkmaz soğuk hava, kat kat giysiler altına saklanmış bedenimi aradı buldu her seferinde. Elimde sigara uzaklara bakıp neler düşündüm. Bir hedefe yönelik değildi hiç bir düşüncem ve aslında şu anda geriye baktığımda tek bir hedefimin olduğunu anlıyorum.

180 derecelik bir bakış açısına sahiptim. Balkon bana cömert davranıyordu. Evler, evler, evler...apartmanlar, dükkanlar, çatı katları, uzaklardan seçilen yüksek binalar. Siluetin zerafetini bozan "ben burdayımcılar".

Sonra tepeler ve sonra dağlar.
Dağların üstü bu ılıman iklim için fazlasıyla karla kaplı.Yakınımdaki evlerle o dağlar arasında deniz var, biliyorum ama göremiyorum.

Bu cümle bir hayat özeti mi sanki?
Geç...

Sonra kendi memleketimden hiç de alışık olmadığım kuşlar var:Martılar.
Neşeyle bağırıyorlar.Bazen benimle dalga geçtiklerini düşünüyorum.Hemen vazgeçiyorum bu düşünceden. Neden yapsınlar bunu? Ben onlara birşey yapmadım ki...

Balkona takılıyor gözüm "Hava düzelse de seni bir yıkasam cici balkon" diyorum içimden.

Bu balkonu seviyorum. Hayır, sevmiyorum. Seviyorum-sevmiyorum.
Bilmiyorum.

Balkon ve ben:
Kızdığımda çıkıyorum buraya. Yemek yediğimde ya da.
Bazen neşeliyken. Bazen de sadece görev icabı: Çamaşır asmak ya da toplamak için.

Bir tarafım hep düşünüyor ben oradayken. Hangi tarafım bilmiyorum.
Yani ona ne denir acaba?
Beyin, akıl, kalp, otomatik pilot?
Geç...

Sigara içiyorum orada ben.
Ama beni gören çok fazla insan var.
Yani dağlarla arama giren, benim görmediğim, bilmediğim,tanımadığım pek çok insan o anda beni görüyor.
Bu beni rahatsız ediyor.
"Arkanızı dönsenize" demek geliyor içimden.
Komik.

Sigara içerken kullandığım dev bir kibritim var.
Yeni keşfettim onu, o kadar azametli ki her haliyle"ben kibritim" diyor. "Hiç bir çakmak elime su dökemez" diyor. Sevdim onu.

İki de çakmağım var ama...Mavi bir adet "çakar çakmaz çakan çakmak" ve de pembişli, daha bir dolu renkli bir adet daha. Ceplerimdeler, ocağın yanındalar, balkondalar. Ve genellikle ne zaman arasam yoklar.

Ocaktaysam balkondalar, balkondaysam cebimde duruyorlar.

Dağınığım evet.
İyi ki öyleyim.

Daha mandalları anlatacağım size diye korkmayın. Onlar başka bir hikayeye kalsınlar. Canım istemedi şimdi.

Sigara içmenin bir kağıda sarılı tütünü pıt diye yakıp, o inanılmaz dumanı içine çekmekten ibaret olduğunu sananlar çok yanılırlar.
Fazlasıdır.
Yukarıdaki tanım sadece teknik bir detaydır o kadar.

Henüz yakılmamış bir sigara -insan o anda keyifliyse hele- "o keyfi katlarım ben şekerim" diye size cilvelenen bir vaattir.
Kibritin yakılışı çok havalıdır. Bu nedenle kibrit çakmağa her daim galiptir.
Çakmak da fena değildir de yok kibritin nostaljisi başkadır.

Geçmiştir kibrit, hatıralardır, güvendir...
Hele bu dev olana -dedim ya- bayıldım.

Sigara içme şekliniz sizi tarif eder.
Kendi küllüğünüz; yani sahip olduklarınız içinde en rahat ettiğiniz, sigarayı içinden düşürmeyen, ne çok büyük- ne çok küçük... yani konforlu bir şey arasınız.
Herkesin küllüğü farklıdır.
Herkesin çakmağı da farklıdır.

Ben biraz erkeksi içiyormuşum sigarayı.
Gülüyorum bunu diyenlere...haberleri yok gururlanıyorum da...
Babam gibi içiyorum çünkü, bilmiyorlar.

Balkona döneyim mi?
Yok, o konuda anlatacaklarımı bitirdim.

Aslında ne anlatmak için oturdum masaya ve şu küçücük kağıtlara neler yazacaktım zaten bilmiyorum.
Ama içimden bir şey beni buraya oturttu ve yazdım.

Ben buna çok sevindim...


Ünsal

16 yorum:

Adsız dedi ki...

ne demek bu bilmiyorum..
ama kendimi okuyor gibi oldum..
her objeye mana yüklemek..
bizim kaçışımız demek.
ya nasip.. tesbihimiz..
sen bunu yazmaya oturmadın
ama sözcüklerinden bu cümleler oluştu..

güzeldi.. mandalları da okuyabilirdim inan..

öpeyim bi de..

atalet..

.. dedi ki...

o balkonu seninle hayal etmeyi seviyorum ben.
neyi yazsan severim.

uctemmuz dedi ki...

Kaçışımızı paylaştığımıza sevindim desem olmaz...iyi ki sen de kaçıyorsun der gibi...
Susçam ben bugün.
Bir öpeyim o güzel yanaktan önce bir...

uctemmuz dedi ki...

burdam benim...sade sevgi bizim aramızdaki...sossuz filan. kafa kafaya sevgi. ondan seviyoruz birbirimizi. çok güzel.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

yeşilay seni duymasın sen insanı sigara başlatırsın. Ayol neredyse sigarayla duygusal bağ kurmuşun. Ben bir kaç yıldır içmiyorum. Belki çoook arada bi çook keyifim gelirsae çoook sevdiklerimle ççoook keyifli bir sohbet varsa kahvenin yanında bi tane yakar yarısında söndürürüm. Ama en keyifli sigara içtiğm zaman yazlıkta gece karanlık kumsaldayız daha nişanlıyız, bir tek sigaralarımızın ateşi görünüyor sanma ki yalnızız heheheheh tüm yazlık sakinleri kumsalda. Öptüm seni çok

uctemmuz dedi ki...

Ben övdüm diye başlamasın kimse ama içen insanlar da ayıp birşeymiş gibi davranmasınlar isterim.:)
Kahveyle de duygusal bağım var Laleciğim, mantıyla da...Seviyorsam sonuna kadar methedenlerdenim ben..:)
Anlattığın anı ne romantik...bak iyi olmuş yazdığım, biz de paylaşmış olduk.

Ece dedi ki...

Bak o sigaranın sadece kâğıda sarılı tütün parçası olmadığı, daha fazla bir şeyler olduğu konusunda da hemfikiriz. Bazen arkadaş,bazen dişlerinle birşeyleri paralama duygusu veren, bazen nefesi çekerken ayaklarını yerden kesip gitmek istediğin yer ve zamana taşıyan bir şey.

Duymuşsundur; hayatta en güzel şey sigaranın ilk nefesiyle, kaynananın son nefesiymiş:))(ikincisine katılmıyorum ama)

Mandallarda bir takıntı söz konusu olabilir mi? Bende vardır meselâ. Astığım çamaşır ne renkse, mandallar onun renginde olmalıdır mutlaka. Delilik parayla değil ya..

Seviyorum seni demiştim di mi?

uctemmuz dedi ki...

Önceki yazıya yorum yazmışsın ya, ben aslında bu yorumun cevabını oraya yazmışım.:)))
Mandalları seviyorum...
Annemin çamaşır asma takıntısını görmelisin. Kuruyana kadar 10 kere şekil değiştirtiyor. Çamaşırlar can sıkıntısından mecburen kuruyorlar. Yalnız değiliz yani bu konuda...:)
Cık, söylediysen bile söylemeye devam et...Ben de seni seviyorum ki...:)

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Ben cok seviyorum seninle sessiz dusunmeyi...

uctemmuz dedi ki...

Bu ne güzel yorum...Çok teşekkür ederim...Cevaplamakta geciktim, kusura bakmayın eve yeni döndüm...
Sevgiler...:)

alpernatif dedi ki...

sartre kokan yazı olmuş
ataletin dediği gibi nesneler anlam yüklemek
çok keyifli geldi ki bir çırpıda tükettim
elinize sağlık :)

uctemmuz dedi ki...

Sartre ha? Tutmayın beni yazı yazıcam demek gldi içimden.:) Teşekkür ederim Alper.
Bir çırpıda yazdım, insan kendini rahat bıraksa hayat da güzelleşir belki diye düşündüm.:)

kayipsimurg dedi ki...

Yirmi küsür yıldır sigara içerim bu kadar da anlamlı gelmemişti bana valla bravo pamık şekerim. 842 kere sigarayı bırakan beni artık sigarayı bırakmaktan vazgeçirdin.:)
Mandallar konusunda da Ececim ile hemfikiriz. Rengi tutacak illa.. E haklı tabi delilik parayla değil ya:)

uctemmuz dedi ki...

Sakın...
Bak sigarayı bırakırım sonra da bırakmanın keyfi üzerine bir güzelleme yazarım ona göre...:)
Valla sakın...
İçme, tamam mı?
Ya da içme isteğini sakla,
bize gel bir tek kahveyle bir tek sigara içelim.
Seni seviyorum anla yani.:)

geçkalmadımki dedi ki...

Sigara.. 30 yıl ortalama günde 2 pakete yakın içtim. çok sevdim.. hala sevmekteyim Ancak 4 yıl 6 ay 21 gün 7 saat önce sigarayı bıraktım. (severek ayrıldık biz) bırakmadan önce kendime şu sözü vermiştim. bir- sigara bir kere bırakılır ilk ve son bırakışım. bir daha içmeyeceğim..
iki- asla sigara içenleri taciz etmeyeceğim, onlara bırakın sigarayı ay sigara içmek fena bişey gibi saçma sapan sözler söylemeyeceğim.
bu sözlerimi tuttum.. evet sigarayı bir kere (ilk ve son) bıraktım (iradem zayıftır ama söz verince sözümde dururum) ve kimseyi taciz etmedim, bu duygum nedeniyle neredeyse çevremi teşvik ediyorum.. hiç rahatsız olmadığımı kanıtlamak için :))
Yani sigara içmeyen biri olarak içenleri seviyorum..
aa ne çok söyleyeceğim varmış bu konuda :))
Sevgiler..

uctemmuz dedi ki...

İyi de olmuş söylemen...bırakabildiğine de sevindim bu arada. :)Yazarken sigara temalı bir şey yazdığımı farketmediydim ben.
SEvgiler canım.:)