28 Mart 2009 Cumartesi

***

Eveeettt eve geldik. Çok şükür, hayırlısıyla.:)

Şuraya yazmak isteyip de yazamadığım neler var bilseniz.
Anlatmak istediğim gerçek insan hikayeleri.
Çocuk öyküleri.

Bunu yapamam...Biraz önce Alper'in yazısına yorum yapınca içim coştu.
Bilmeyenler benden açıklama beklemesin, bilenler arzu ederlerse onlara anlatabilir.

Hiç Çocuk Onkoloji Hastanesi gördünüz mü?
Allah korusun, hiç kimse hasta ya da hasta yakını olarak görmesin...de...

Dostlar be...

Yapabileceğiniz çok şey var.
Bunu söylemek de benim boynuma farz.

Manevi şeyler var bir defa.
Ne bileyim bu konuda bir arzunuz, vaktiniz varsa...çocukları seviyorsanız...bir hastaneye gidip destek olsanız?

Sanırım önce hastane idaresiyle görüşmeniz gerekebilir.
Bir defa bulaşıcı hiç bir hastalığınız olmadığından emin olun. Nezle, grip dahil. Belki masal okuyabilirsiniz, belki bir kaç ufak oyun oynayabilirsiniz çocuklarla.

Ama maddi durumunuz müsaitse...
Lösev'e, Kit Vak'a yardım edebilirsiniz.
Ya da doktorlarla görüşüp, durumu hiç hiç müsait olmayan aileleri kendiniz bulabilirsiniz.

Benimki sadece bir hatırlatma.

Bütün bunlar bir yana...tüm hastalar için edeceğiniz gönülden bir duanın değeri de o kadar büyük ki.

Tabi yapılması gereken organize şeyler de var.
Bizim halkımızın organize olmada ki eksikliği beni çok üzüyor gerçi.
Şu soruları mantıkla sormak lazım yetkililere:

Neden artıyor bu hastalıklar?
Neden artıyor bu hastalıklar?
Neden artıyor bu hastalıklar?

Yetişmiş doktor gücüne çok ihtiyaç var. Ha deyince olmuyor bu iş. Uzmanlık, tecrübe, aşk gerektiriyor bu bölümü seçmek. Hastaneler oda sayısı bakımından malesef yetersiz.

Ve çok basit bir rica.
Bulaşıcı bir rahatsızlığınız olduğunda...toplu taşıma araçlarını kullanırken ya da kalabalık bir ortamdaysanız...azıcık dikkat ediverin.
Çok normal, farketmeyebilirsiniz ama orada biri öksürecek ya da hapşıracak diye korkuyla bekleşen insanlar olabilir. Siz baktığınızda onların kim olduğunu anlamayabilirsiniz, buna rağmen orada olabilirler.

Ve...
her neyse...düzgün toparlayamadım yazacaklarımı...ama bunları da söylemek istedim.

2 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Üç etmmuzum , Nazlı İzmir de , çocuk onkolojisinde gönüllü öğretmenlik yaptı. Kurbağa kılığına falan girerdi zaman zaman .
Çocuk olmasa da onkoloji de altı yılımız geçti annemle , yazarken , seni okurkenki ağzımdaki acı tat ondan.

uctemmuz dedi ki...

A benim canımın içi, bilmez miyim neler hissettiğini.Nazlı'ma da gönül dolusu sevgiler. Kusuruma da bakmayın arada bir bu kadarcık olsun yazıveriyorum. Sadece işe yarar diye düşündüğüm kısımları yani.
Onun harcinde Lalem...Hepimiz Allah'a emanetiz. Mümkün olduğunca hayatı normalleştirmek lazım.
Ay, saçmalıycam gene susayım.
Bir de gülücük eşliğinde kocaman öpücük bırakayım sana.:)