15 Aralık 2008 Pazartesi

Ben sana hayran

Hayran olmak ne güzel duygu...İçinde saflık var, masumiyet var, gelişme arzusu, büyülenmek var...

Türk Sineması'nın şaşaalı dönemini anlatırlardı bazen annem ve babam...İnsanların gazino kapılarını kırdığı Zeki Müren Konserlerini ya da tersinden hayranlığı: Erol Taş'a Susuz Yaz filmi sonrası atılan taşları...

Ben Kaçak'ı hatırlıyorum, Zengin ve Yoksul'u...Falconetti'ye olan kızgınlığımı. Jr ve Dallas'a girmeyeyim dünyadaki temel değerleri kökünden bozan furyanın başlangıcıydı sanırım. Bizi Desperate Housewife'lara getiren furyanın başlangıcı...:)

Ajda Pekkan'ın bir röportajını izledim Cnn'de. Bana bu yazıyı o röportaj yazdırıyor.

Konsere çıkmasına 1 hafta kala yaptığı hazırlığı anlattı da...niye hala sahnede böylesine parladığını anlayıverdim...

Yılmaz takipçilerinden biri değilim buna rağmen müthiş saygı duydum.

Bir yazara, filme, bilim adamına ya da devlet adamına hayran olmak insanın içinde bir yerlerde yaşam düğmesine basıyor sanki.

Onu harekete geçiriyor.

Hayran olmak için önce kendini unutman lazım.

Kendini terbiye etmen, her soruya O ne derdi acaba diye düşünerek cevap araman lazım.

Aşık olmak bile hayran olmakla başlamıyor mu ? :)

Dağıttım konuyu evet, toparlayayım...

Bugünlerde hayranı olduğumuz ne az sanatçı var...ya da bilim adamı...aklınıza kaç kişi geliyor?
Peki devlet adamı?

Kaçı hayatta aklınıza gelenlerin?
Yani şu an içinde bulunduğumuz dertlere çözüm bulabilecek durumda?

Ki insan biraz da bundan hayran olur bir başkasına. Ona daha iyi bir yaşam imgesi sunduğu için...

Kuvvetli kelimeler duymayı arzu ediyorum ben son zamanlarda.

Kuvvetli kelimeler, inanç, kararlılık, eeehhh yetti be diyen güvenli bir ses...

Bu durmadan vızıldayan, mızmızlanan, birbirini suçlayan, kötüleyen, düzelmez abi diyen sesler kesiliversin istiyorum.

Herkes bi toparlansın şöyle, haddimi aştım, sahi benim haddim neydi diye sorsun istiyorum.

Yeni bir melodi, bağırmayan buğulu bir ses, farklı ama aslında gözümüzün önünde olanı gösteren bir film istiyorum.

Yazmaya aşık bir yazarın aklından çıkmış, sayfalarını nefes almadan çevirdiğim bir kitap okumak istiyorum...

İstiyorum...


Not:
Başlarken ne anlatmak istediğimi az çok biliyordum ama sonra yazı kendini yazdı...Affola...

10 yorum:

alpernatif dedi ki...

valla
ajda pekkana tahminen torunların da hayranlık duyacak
ölmicekki o kadın :D

Adsız dedi ki...

haddimi aştım, sahi benim haddim neydi diye sorsun istiyorum.

:)

ben bir blogcuya hayranımm :) Simurgg

Kadeh

who dedi ki...

evet evet lütfen.

bende yazmıştım.

insanların kendini bilmez hallerine çok kılım..

benim hayran olduklarım bu ara var ama :) bilirsin işte..

sevgilerimle.. iyi haftalar olsun.

Ece dedi ki...

Yazıyı okurken, kimlere hayranlık duyduğumu düşündüm. Pek de az olmadıklarına sevindim.
Ama gene de, senin istediklerini de istediğimi düşündüm.

Sevgiyle öpüyorum canım.

burdasaklaniyorum dedi ki...

hayran olduğumuz ne kadar az insan var demişsin ya turuncum.
düşündüm biliyor musun?
gerçekten de bir çırpıda söyleyiverecek, hayranlık duyduğum insanlar kimler diye.
seviyorum seni çok.
öpüyorum sımsıcak 8)

uctemmuz dedi ki...

Ya bir anlattı ağzım açık kaldı alper. Nasıl hazırlanıyormuş konserlere, kendine nasıl bakıyormuş...Onu izlerken Okan bayülgen'in bu haftaki konuklarını düşündüm. Tek şarkı söylerken tıkanıp kaldı bazıları. Hah dedim işte bu yüzden...:)))


Kadehim güzel idol seçmişsin kendine...Birlikteyiz...:)


Benim hayran olduklarım yan sütunda...Ama okuyamıyorum ben bu aralar. Ne biliim öyle...:)


Ben de öpüyorum Ececiğimmm..::)

Ben bir ara Nizamül mülk'e takmıştım kafayı burdam. Semerkant'ın etkisiyle olsa gerek. Ama çoğunluk Hassan Sabbah'a taktı kafayı dünyada. Ve dünyanın haline bak...:)
Hayyam'da mı birleşsek nedir?
Öperim canım...

Tuana dedi ki...

Franz Kafka'nın tüm eserleri bende hayranlık uyandırıyor.
Mılena'ya mektupları okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Şairlerle başlarsam eğer bu yorum bitmez zaten, İkinci yenilerin her birine has safhada hayranlığım bulunmakta.
Necip Fazıl'ı da es geçmemek lazım.
Hassan Sabbah demişken Alamut Kalesi olmadan olmaz :)

Ünlülerden de düşündümde baya hayranı olduğum isim var çoğu yazar ve oyuncu.

Ajda Pekkan'a gelince ablalarımdan biri has safhada şarkılarını çok sever bense niyeyse sevemiyorum.
Küçükken Trt'de çıktığında öcü çıktı diye kaçmıştım ondan beri pek sevemiyorum sanırım :)

Fakat büyüdükçe Ajda Pekkan'ın öcü değilde taş olduğunu anladım :)

kayipsimurg dedi ki...

yaf benim sabahın altıbuçuğunda yazdığım yorum nerde...
Ben kendi adıma günümüz yaşayan ve üreten kişilerinden Buket Uzuner'e hayranım. Onu ilk defa iki yeşil susamuru kitabıyla tanıdım. Halen yazdığı her satırı yutarcasına okurum.
Bi de ben varım tabi. Aslan burcu olmaktan gıdım ödün vermem :)
Geçmiş zamanlara girersek yorumun boyutu yazını geçer o yüzden tek tek saymayalım ama Hayyam'ın Tagore'un yeri başkadır.

uctemmuz dedi ki...

Tuanacığım:
Milena'ya Mektupları okumadım ama hemen not aldım.
Benim de hayran olduğum yazar ve şair sayısı epey fazla. Ama şöyle yeni nesilden birileri çıkmıyor artık.
En son Metin kaçan'ın Ağır Roman'ı şok etmişti beni, çok heyecanlanmıştım.
Dünya her alanada yeni bir söyleme ihtiyaç duyuyor sanki...Biz Türk hlkının sessizliği de bundan olmasın? Sanki hep beraber o yeni söylemi başlatacak sesi bekliyormuşuz gibi bir hisse kapılıyorum.
Sinemada, romanda, siyasette...
Belki de sadece bir ümittir, bilmiyorum.

Ajda Pekkan'ın yılmaz hayranlarından değilim ama müthiş saygım var...Taş mevzuuna gelince...Harbiden yav süpper bir durum onunki...:)


Simurgum yorum yazmışsın ve tekrar baktım,
sanırım blogspot yutmuş yorumunuuu...Aaaa çok merak ettim şimdi...Buket Uzuner'i ben de okurum, bak bir ortak nokta daha...:)
Ben yengecim ya böyle yandan yandan severim, kıskaçlarımla tuttuğumu da bi daha bırakmam...Yandın sen...:)
Sevgiler canım...:)

Adsız dedi ki...

ben de yazmıştım yrum buna..
sabahın köründe..

demiştim ki..
hayran olunacakları karalamaktan
bişi olmayanları tac ettik başımıza..
ama daha güzel demiştimmm
atalet