29 Kasım 2008 Cumartesi

Gülsene

Yasaklar'ı hatırlayanınız var mı? Aşkolsun'u, Deliler'i?

Peki Boşgezen ve Kalfası'nı?

Karşı Show?

"Karşıyız karşı, herşeye karşı..."

Eksikliğini hissetmiyor musunuz?

Metin Akpınar'ın, Zeki Alasya'nın, Ferhan Şensoy'un, Ahmet Uğrlu'nun?

Bunlar pıt diye unutulacak değerler mi?

Her biri derya deniz bu insanların. Sadece bilgi deposu da değiller üstelik, sahip oldukları onca bilgiyi, tecrübeyi birbirine çatabilen, her birimize çıkış yolları gösterebilecek, inanılmaz zeki, hayatı bilen insanlar.

Nerdeler?

Tv yoklarsa hiç bir yerde yoklar demek galiba.

Öyle çünkü benim mesela bu şahirde oturup onlara ulaşma şansım yok. Onları görebileceğim tek yer Tv.

Oysa mizah çok değişti bu ülkede. Herşey gibi.

Siyasi mizah tü kaka.

Peki bu hayatımızı ne hale getirdi? Çevreme bakıyorum gülmeyi bilen öyle az insan kaldı ki. Yani şöyle ince bir şaka yapabilen. Gülmek için derdüstü muradüstü olmak gerekiyor diye düşünür hale geldi insanlar. Oysa gülmek acının haykırılmasıdır bazen. En insani yöntemdir belki.

Aile büyüklerimin anlattığı komik hikayeler vardır, bazen paylaşmak istiyorum, bir bakmışım unutmuşum...Yuh diyorum, sen de mi be kızım?

Mesela birinden duyduğunu diğerine aktaran bir Bey varmış ailede, nurlarda uyusun, karısı ona "ama niye yaptın bunu?" deyince dermiş ki büyük bir nezaketle ve üzüntüyle:
"Ama hayatım, bu benim görevim"

:))))

Bir de 5 Yusuf varmış mesela, o kadar güzel atarmış ki, bütün kahve oturur onu hayranlıkla dinlermiş. Abartının dozu kaçınca "Aaaaa ama bu kadarı da fazla kaçtı" derlermiş.
Büyük bir ustalıkla şöyle cevap verirmiş 5 Yusuf:
"O yalan peki...Ama bu da mı yalan?"

Başlarmış yeni hikayeyi anlatmaya...:)

Bunlar önemli insanlar.

Cem Yılmaz'ı dinledim geçen hafta Habertürk'teki Cem Mumcu'nun programında.
Sonuna doğru baygın düşmüştüm.

Özür diliyorum kendisinden ama o kadar çok konuştu ki. İlk defa onu dinlemekten yoruldum.

Arog'u merakla bekliyorum, çabalarına ve yaptıklarına da büyük saygım var ama abicim siyasi mizah olmadan eksiksin işte.

Hayatın içinde her şey var...işsizlik, savaş, kavga, ...bunları atıp sadece arta kalanlardan mizah üretmeye çalışırsan yetmiyor.

e2'de Jon Stewart'ı izliyorum denk geldikçe.
Hayran oluyorum.

Koca bir seçim dönemini nefer gibi çalışarak geçirdi adam. Hem Hillary'e karşı, hem Mc Cain'e karşı eleştiri dozu oldukça yüksek biçimde ve müthiş güldürerek kampanya yürüttü nerdeyse.

Halktan biri diye lanse edilen aday için söyledikleri kulağıma küpe oldu: "Benimle barda bira içebilecek adamı ben ne yapayım? Beyaz Saray'da benden çok daha bilgili, çok daha eğitimli birini istiyorum ben." dedi.

Okan Bayülgen son günlerde siyasi mizahla ilgili düşüncelerini paylaşıyor, eksikliğini hissettiğini söylüyor, bu konuda insanları konuşturuyor. Çok takdir ediyorum.

Ve de bu yazının son sözünü hayranı olduğum Alev Alatlı'nın sözleriyle bitirsem?

"yeryüzünden silinmemiz gerekiyorsa silinelim ama haysiyetimizi koruyarak, zarafetle ve yitirmeden mizah duygumuzu külliyen..."

10 yorum:

kayipsimurg dedi ki...

Yasaklar, Beyoğlu Beyoğlu.. Hele ki yasaklar..
Hala bir iki repliğini kullanırım yeri geldikçe. Hatta "minik minik minik kalebek minik kalebek. Dur yerinde uçmak ne demek şeklinde mırıldanıp dolanırım bazen:)
Gırgırla başlamıştı benim mizah kültürüm. Sonra fırt, limon, leman.. limon ve lemanın birde penguenin tüm sayılarını saklarım hala. İnanılmaz bir özkaynak oluşturmuştur bende. Fakat artık hiçbir mizah dergisini okumuyorum son bir yıldır.
Dediğin gibi siyasi mizah sindirildi. Cinsellikle, küfürle mizah yapma zorlamasını da kabullenemediğim için buna prim vermemek adına okumuyorum dergileri.
Adını saydığın eski ustaları hala severim ama bana kalırsa çağa ayak uyduramadılar. Belki yılların getirdiği yıpranmadır üzerlerindeki yük.
Cem Yılmazı hiç sevmedim sevemedim. Ama su akarken küpünü doldurma uyanıklığına şapka çıkarırım her zaman.
Okan bayülgen bana kerametin sakalda olduğunu düşündürüyor. Sakal bırakıp berduşlaşınca felsefi ağırlık koymaya başladı.
Bu günlerde benim favori mizah yazarım "burda saklanıyom" :))
Sevgiler pembiş bilokcu :)

uctemmuz dedi ki...

Allaaahhhh...Bayıldım yorumu okudukça...
Minik kelebeği nasıl unuturum...:) Gırgır hala içimde bir hicran yarası...Ben Uykusuz ve Penguene hala devam ediyorum ama hepsini toplasam hala bir Gırgır etmiyor benim için.Nurlarda uyusun Oğuz ve Tekin Aral...
Burdamı çok severek okuyorum ben de...bir dolaşayım bakalım, yazının 2. bölümü gelmiş mi?

Adsız dedi ki...

=)

ben gırgırın üstüme tanımam..

küfürlü mizah bana kolaya kaçmak gibi gelir..
ince sekayı severim..
sağ gösterip soldan gelen espriyi..

siyasi mizah kalmadı
çünkü siyaseti yapanlar serapa mizah =P
daha da kartuunlaştırılabilemezler..
=P
öpsün atalet..
simurgda gördüm..
ep-meti de kutlarız burdannnn

ben de mantı istiyrm..hem..
ama sarmısak koyma yourduna =P

uctemmuz dedi ki...

Hepimiz gırgırcıyız yani. Efsane oldu gırgır. Sırrını bugünkü çizerler anlayamıyor, alında çok karışık değil. Tüm ailenin okuyabildiği bir dergiydi o. Ben şimdinin dergilerini okurken bazen benim veletten bile utanıyorum.
Mantı işi kolay, sarımsaksız yoğurt, o da tamam...:)
Ep-met'e ileteceğim kutlama mesajını.

Çoook öptüm ataletim...:)

geçkalmadımki dedi ki...

Bir Gırgırcı daha var burada..birinci gırgır ikinci fırt..
ilk çıktığı günden kapandığı güne kadar her sayısını en küçük noktasına kadar hatmederdim..bazen eşimle kavga etmemek için çift alırdık, bekleyemezdik birbirimizi..
nur içinde yatsın gırgır..
Devekuşu kabareninde her oyunu önce sahnede.. sonra videoda izlendi ezberlenene kadar..
şimdi cd lere çeviriyorum kasetleri.. unutamadığım sahneler var.. yasaklar.. aşkolsun.. M.akpınarın canlardırdığı anakuzusu damadın evlendiği ilk gece aklıma gelince hala gülerim.. çamaşır toplarken çarşafı her katlayışımda o sahne gelir aklıma.. çarşafta böyle devşirilir derim.. (ciddi, büyük çarşafları düzgün katlamayı o sahneden öğrendim) .. mizah ta bozuldu.. (yine bi oyunda M.Akpınarın dediği gibi eski patatesler bile kalmadı)
aah ah.. bir dokun bin ah işit..
Üç Temmuzum hatırlattığım için sağol..
öperim seni...

burdasaklaniyorum dedi ki...

gurgur gibisi gelmedi ve gelmez. bitti arık.
pazar sabahları aksamadan alınırdı gırgır. daha çocuktuk. babamdan önce okuyamazdık. babamın büyük zevkiydi 8)
eski gırgırlar vardır onda daha.
hani şu 10 turgut=10 kuruş cinsinden olanlar. gırgır zamn gördükçe turgutların kafa sayfanın yanından devam edip aşağı iniyordu ya, nasıl komikti.
siyasi mizah önemli turuncum ama onu anlayacak siyasetçi daha önemli.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Atalet gırgır demiş de aklıma geldi, arkasından da Fırt çıkmışdı. Bahsettiğin tüm oyunları sahnede izledim hem de bir ay öncesinden bilet alarak. Bu benim görevim demiş ha!1işte ben buna bayıldım. Öptüm seni üçtemmuzum

Boncukçu dedi ki...

Öff Cem Yılmaz o gün beni de bayılttı, demek yalnız değilmişim.

uctemmuz dedi ki...

Misafir var...
Altyazılar sonra...:)

uctemmuz dedi ki...

Canım Fundam...bir de şu vardı hani:
Öptüm gıdından...bin kere...
:)))
Ben bunu Üniversitedeyken anneme telefon açtığımda söylerdim...:)))

Fundam seviyorum ben seni...:)


Burdam o eski gırgırların kıymetini bil Valla. Hazine onlar, di mi?
Muhlis Bey'i Avni yi hepsini seviyordum yav...:)


Ne güzel açıklamış kendini değil mi lalem? N'apsın yani adamcağız, en azından kendini biliyor...:)


Biraz da Ozan'a söz bıraksaydı, ne iyi olacaktı değil mi Boncukçum? Neyse film heyecanına verelim...:)

Sevgiler...:)