24 Eylül 2009 Perşembe

çay kahve

tamam, peki.
dağıldım biraz.
bunun psikolojide adı ne bilmiyorum
ama
içimden geçenleri söyleyemiyorum.
söylediklerim mırıldanmalar sadece.

bazen de
insanın sadece kendisinin duyması gereken şeyler vardır ya hani,
sadece kendine söyledikleri...
ani tepkiler.
onlar ağzımdan çıkıveriyor.:)
beni çok zor durumda bırakıyor.
gülüyorum.:)))

çok sevdiğim biriyle konuşurken bile
kendimi kontrol altında tutmaya çalışıyorum.
bazen patlıyorum ama.
ona dökülüveriyorum.
karşımdaki korkuyor.:)
üzülüyor, şaşırıyor.

gördüklerim, yaşadıklarım, dinlediklerim...
anne hikayeleri, çocuk hikayeleri, insan hikayeleri...
tüm bunların arasında normal kalmaya çalışıyorum.
beceremiyorum.

yeter...

güne uyandım.
pırıl pırıl bir sabah. buna sevindim.
ışığa ihtiyacım vardı.

üstelik biraz iznimiz var. bugün yola çıkacağımızı düşünüyorduk, dün öğrendik ki haftaya kalmış yolculuk.
İnşallah.
Buna daha da çok sevindim.:)
evim ve ben iki ybancıydık epeydir. seviyeli bir ilişkimiz vardı.

yani arada bir şöylesine toz alıp, süpürüveriyordm kendisini.:)
sevmeden, bağ kurmadan.
acaba kendisiyle yakınlaşsam mı diye düşünüyorum şimdi.:)

koşturmadan, yetişmeye çalışmadan, bir süredir görmediğim sevdiklerimi göreyim diyorum.
sokağa çıkayım, yavaş adımlarla ama huzurlu yürüyeyim.

böyle işte.
dedim ya anlatmayı beceremiyorum.:)

9 yorum:

.. dedi ki...

böyle... kısık ama gülümseyen gözlerle, kapalı ama yanlardan uzamış, sıcak bir tebessüm halinde gülümseyen dudaklarla, konuşmadan ama ne söylesen, nasıl söylesen dinleyecek biçimde...
öyle duruyorum burda.
hepsi hakkın.
hepsinde haklısın.

uctemmuz dedi ki...

ah be canım, hep ordasın, hep yanımdasın. sağol.bıkmadıysan tekrarlıyayım, seni çok seviyorum.:)

Sevgi Gibi dedi ki...

evet, ben çok fark ettim kendini kontrol etme çabalarını. hani bir şey söyleyip de sonra "boşver, bana bakma sen" falan diyorsun ya işte ben o zaman şaşırıyorum ne yapacağımı. belki anlattıkların aynı etkiyi yaratmazdı bile. fakat gene de bu anlatamıyor olma hakkına sonuna kadar sahipsin tabi ama ben o zaman daha bir üzülüyorum sanki. he şimdi sen de bu söylediğim şeye üzülme bak :)
yani üzüntümün kaynağını, kimselerle paylaşılamayan şeylerin olması, aynı durumu çokça yaşamış olmam oluşturuyor. Ay bilmem ki anlatabildim mi :))
Hee unutmadan yumurtlim hemen, okula bu sene de kabul edildim, bir mani falan çıkmazsa öğretmenliğe bir yıl daha devam ediyorum, ayrıca öpüyorum ve de gidiyorum:))

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

sen anlattın üç temmuzum biz de anladık. Öptüm çok çok

uctemmuz dedi ki...

cık Sevgim üzülmedim. işte öyle aynı dediğin gibiyim. boşver sen bana bakma.:)
var ya senin öğrencin olmak isterdim ben. çok eğlenceli olurdu. ufacık boyum var, aralarına karışayım mI? :)


tamam Lalem, anlatabildiğime sevindim. bol bol mızmayı düşünüyorum, dayanabilirseniz ne ala. ben de öptüm çok çok...:)

Adsız dedi ki...

canın ne istiyosa.. nasıl istiyosa..
acık evinle.. sonra kendinle.. dostlarınla..
kendinle.....

burası da senin..

atalet..

uctemmuz dedi ki...

canım atalet.:) ama nasıl tembelim bilsen.bu saat oldu, kahvemle bilgisayar başındayım...:)oh, şükür.:)çok özledim blog dolaşmayı, hemen geliyorum.:)

bacon dedi ki...

acık iki sekerli..
icine bakma dokersin,
bu da anneane atasozudur:)

uctemmuz dedi ki...

:) güzelmiş...annaneler her şeyin doğrusunu bilir.