15 Nisan 2009 Çarşamba

nar çiçekleri

Bir süredir bu sayfaya bişeycik yazasım yok.
Ne zamanlar yazıyorum, niye bu sayfaya ihtiyacım var diye düşündüm demin. Cevabını da buldum. Duygularımdan biri baskın olduğu zaman yazıyorum ancak. İş olsun diye yazdığım yazılar da var. Sayfadaki yazı değişsin, insanlar yavaş yavaş kopmakta olduğumu sanmasınlar diye filan. Onlar karşı taraftan hemen anlaşılıyor zaten. Ben de anlaşıldığını anlıyorum.:)

Çok kızgınken, çok mutluyken ya da üzgünken yazıveriyorum. farketmiyorum bile ne yazdığımı. Farketmediğim tali hisler harfe dönüşüyor burada, beni tamamlıyor.
Oysa birkaç haftadır içimden gelmiyor.
buna seviniyorum.
duygularımın hiç birinin baskın halde olmamasına seviniyorum.

dinlensinler biraz.

hiç gerginlik istemiyorum bu aralar. aslında azıcık gerginlik severim evet...yolda yürürken ters bakan birine kızmayı, onu mesele etmeyi, eve gelip bir dostla bunu paylaşmayı filan.
hiç içimden gelmiyor şimdi.

neredeyse beni gerenden gidip özür dileyeceğim, öyle bir şey.

bu durumun bir adı var mı, bilmem.her durumun da adı olmayıversin zaten. vahşi, ilkel, keşfedilmemiş "hal"ler olsun hayatta.
önceden yapmadığım şeyleri yapıyorum bazen.
sokağa çıkarken bir sakız atıyorum ağzıma...Naciye Abla kıvamında olmasa da zevkle çiğniyorum, yürürken ya da minibüste.
Hani malum. Herkes sakız çiğner ama kimse Naciye Abla gibi çiğneyemez...derler ya.:)

herkes kendi kanalında yüzsün istiyorum, istediği suda, istediği yüzüş stiliyle.

arada bir neşe olsun su sıçratalım birbirimize, nispet yapalım "ben daha güzel yüzüyorummm" diyelim, karşı tarafta "hayır ben ben" desin...

bu kadarcık söyleyeceklerim...bu aralar kendime yazıyorum...kusura bakmayın...:)

8 yorum:

Adsız dedi ki...

ben sevdim şu kendi kulvarında yüzerken s sıçratma benzetmesini
=)

atalet..

uctemmuz dedi ki...

bu yazı bu akşam, akşam yemeği öncesinde 7- 8 arası gibi yazımıştı. tahmin edemezdim şu anki hislerimi bu kadar iyi yansıtabileceğini...buna çok güldüm.

kumhavuzu dedi ki...

herkes nerde olduğunu bi bilse
dediğin gibi..hayat daha güzel olacak be ünsüm:)
demek sakız çiğniyosun yollarda, minübüste:))
sırf gıcıklığına çiğnerim çok seyrekte olsa:))

.. dedi ki...

duygularının içinde baskın olan olsun.
olsun da,
hep mutluluk, sevinç filan olsun.
yaz onları.
pembe pembe olsun için
bulaştır bize de.
öpiym.

uctemmuz dedi ki...

Ben de mi öyle yapıyorum ki kumum?Yani gıcıklık olsun diye...bilmiyorum..:)))


Sağol burdam...öpüyorum kocaman...:)

alpernatif dedi ki...

siz mutluysanız iyi tabi ki de
nedense hep içimde bir duygu baskınlığı olsun isterim
ama kızgınlık
ama sevinç

bir yerde yaşadığımı ve hala hayatın beni uyuşturmadığını hissettiriyor bana :)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

senin keşfedilmemiş hallerini yesinler, yaz ne yazarsan yaz üç temmuzum.
not. Yoğunlukları farklı maddeleri farklı maddeleri karıştırma derken örneğin pirinçunu ve nişastayı gibi düşün.

Nazlı bebekken ona muhallebi hazırlarken ben aklım sıra besin değerini yükselteyim diye bir kaşık nişasta bir kaşık pirinç unu ya da diğerlerini karıştırmaya kalkardım da o zaman , onların yoğunlukları çok farklı bileşimleri düşündüğün gibi faydalı olmaz derdi kocam Bey. Yazıda kastettiğim oydu. Çook öptüm

uctemmuz dedi ki...

Ay ben de öyle istiyorum Alper...de...arka arkaya o kadar çok kızgınlık, üzüntü, sevinç...durumları oldu ki. Hiçbirini istemiyorum şimdi. Ondan diyorum ya halim tuhaf.:)


Ne ilginç Lalem ya. Hakkaten daha önce duymamıştım böyle bir şey. Yalnız bir belgesel seyretmiştim. Orada ısı ile ilgili bilgi veren uzman bi espri yapmıştı: Asla Sıcak kahveyle dolu bir fincanı, sabahtan kalmış soğuk kahve fincanıyla yanyana koymam. İkisinin arasındaki ısı alışverişi bi türlü bitmez çünkü...diye.:)))
İnsan öğrendikçe cehalet erdemdir diyesi geliyor...:))) Şu tuz olayını aynen dediğin gibi yapacağım...Öptüm dünya tatlısı Lalecim...:)