8 Ekim 2008 Çarşamba

acabalar diyarı

Bundan 20 yıl evvel ne zaman televizyonu açsam gümbür gümbür bir ses geliyordu ekrandan:
Konuşan Türkiye.

Artık susmayacağız, konuşacağız deniyordu.

Çok destekliyordum.

Kol kırılır yen içinde kalır olmayacaktı artık. Kol kırıldığında, bak amaaa kırıldı denilecekti.
Daha da ilerisinde neden kırıldı, nasıl kırıldı diye sorulacaktı...

Hatta her şey yolunda giderse bu sorulara cevap bile alabilecektik.

Ütopyam ise şuydu:
O kol bir daha kırılmayacaktı.

Ve her şey "konuşan Türkiye" ile başlayacaktı.

Öyle mi oldu peki?

Deprem oldu.
Yok, yani gerçekten deprem oldu.

Uzmanları dinledik.
Her biri farkli şeyler söylüyorlardı.

Şaşırdık.

Tek kanallı dünyamızda yoktu böyle bir şey çünkü.

Arada kaldık...
Kim doğru söylüyor?

Kendi aralarında yapmaları gereken tartışmaları oturma odamızda yapıyorlardı.

Fay hattı ne demek henüz öğrenmiştik.

Diğerlerini bir anda öğrenmek zorunda kaldık.
Sismoloji, deprem perdesi, kolon, kiriş, magnitüd...

Kendimize uygun Prof'lar seçtik.
Rahmetli Barka, Celal Şengör, Naci Görür,...gibi...

Deprem bahsi bu...

Peki ya özelleştirme?

Ben bu söyleme de çok inanmıştım.
O zamanlar çalıştığım kurum bir özelleşse ne şahane olacaktı.
Bu değerli kurum iyi yönetilecek, iyi kazanacak, insanlara daha iyi hizmet verecekti.

Özelleşmedi ama küçülmeye gitti.
Onunla beraber benzer pek çok kuruluş da.

Özelleşenler de oldu.

Artık bu şehrin çocuklarının çalışabileceği çok az işyeri var.

Bayilik prensibiyle çalışan işyerlerinde çalışabilirler evet.
Az bir ücretle, çok fazla mesaiyle.
Doğum izni- bayram harçlığı- ücretli izi hakları var mı? Bilmiyorum, belki vardır.
Ama benim çalıştığım kurumda bu saydıklarım benim doğal hakkımdı.

Bu da böyle...

Her konuda konuşuyor gazeteler, televizyonlar artık.

Hangisine inanacağız, doğru olan ne ben şaşırıyorum.

Karakol taşınmalı mı- taşınmamalı mı?

Ekonomik kriz Türkiyeyi nasıl etkiler?
(Hey Allahım biz ailecek 2001'de olanından çıkamadık hala)

Bu soruların cevabı bende ne arar?

Kaçımız bu konuda gerçekten işe yarar fikir sahibi olabiliriz?
Mümkün mü?

Ama dinliyorum, okuyorum.

Şunu yapmaya çalışıyorum:
Kendine önce konuyu bilen, geçmişini az-çok incelediğin, güvenilir birini bul.
Gazeteci-uzman-televizyoncu-akademisyen...

Dinle...Oku...İzle...
Sonra diğerlerine de bir bak...
Murakabe kalemin yok mu?
Tüh ama olmalı...ki fikirleri birbiriyle çatabilesin.

Ha bu arada, bu söylediğim neredeyse tam günlük iştir, savsaklama...

Savsaklama çünkü bu konuların hepsi bugününü ve yarınını belirliyor.

Hem çok fazla konuşan var, yetişmen lazım.

İmdat.

Dön başa.

Konuşuyoruz artık.

Toplumun geneline konuşanların, yazanların ne kadarı konuştuğu şey hakkında bilgi sahibi?

Ne kadarı iyi niyetli?

Ya da niyeti ne?

Konuşma yeteneği daha iyi olanın söyledikleri daha doğrudur diye bir yargıya varabilir miyiz?

Ya bu hataya farkına varmadan düşüyorsak?

Aklıma takılıyor bunlar...Bu acabalar...Paylaşmak istedim.

(Umarım hiç kimse bu yazıdan konuşmayalım ya da konuşulmasın dediğim sonucunu çıkarmaz.)

8 yorum:

Adsız dedi ki...

bilgi olmadan fikir olmaz der.. bir arkadaşım.. car car konuşan insanları duydukça..
ama bizde birçok kişide bilgi yok.. fikir çok..

fikri sabitler de var..

paranoya düzeyinde her konuyu aynı yere vardıranlar da var..

ve.. bunlara bir de.. yönlendirilebilen fikir sahiplerini ekle..

kakafoni oluyor.. herkesin konuşması.. bir ses getirmedi.. bir gürültü kirliliği getirdi..

ayrıca.. konuşulanlar sadece konuşma olup.. uygulamalarda birşey değişmeyince.. e ne demeye benim kafamı şişiriyorsunuz oluyor iş..

konuşmayalım mı konuşalım..
ama daha az.. ve.. amaca yönelik..
ay nası bi konu bu ya daha çok yazasım var..
ama en azından şunu eklemeden gitmem..
ağzı olan konuşuyor..
=P

ha bi de..
karakol mu taşıyalım..
emekli generale zırhlı mı alalım tartışmasında da.. kitlendim ben..
biri diğerini götürmemeli..
sapla saman karışıyor..
değerler allak bullak..
aman ya..
ben gene buduara döniim.. hem ben bunu yapıyo muyum.. sizi yoruyo muyum akşam akşam ya..
öp çabuk..
ataletinnnnnnnnnnn

uctemmuz dedi ki...

Öyle güzel söylemişsin ki...tam kakafoni...tartışmalar bilgiye dayalı olmayaınca da benim görüşüm seninkini döver...Dur ama ben aslında şunu demek istediydim demeye fırsat kalmadan, bölünme kamplaşma.
Ben çok sıkıldım bu çölden...

Bu arada unutmadım,
Hemmen öptüm ataletciğim...

burdasaklaniyorum dedi ki...

karman çorman herşey.
gerçekten değerli fikirleri bulup dinlemek çöplükten hazine bulmak kadar güç bazen.
herkes konuşuyor.
doğrular-yanlışlar ortada içiçe.
kafalarımız çaput çarşısı gibi.
öpeyim seni.

uctemmuz dedi ki...

Bir de özellikle kafa karıştırmaya çalışanlar var ki onlar çok tehlikeli.
Turnusol kağıdı lazım anlamak için.

Ben de öperim canım.:)

geçkalmadımki dedi ki...

bende seni öpeyim de gideyim, sen ve yorumlar söylemişsiniz zaten herşeyi...

uctemmuz dedi ki...

Peki...:)Sevgiler Fundacığım...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

susma sustukça sıra sana gelecek diye bağırdık, bir anda herkes konuşmaya başladı , herkes her konuda bilgi sahibiymiş meğer:). Öptüm seni üçtemmuzum özlemişim yav

uctemmuz dedi ki...

Bu aralar değiştirmeli mi o lafı? Konuşma...konuştukça sıra sana gelecek...:)Ben de özledimişim Lale...