25 Eylül 2014 Perşembe

Kuşlar

Sevdiceklerim, cuncunum ve mudum, ben belgesel izleyeceğim şimdi.. Adı Kuşlar, Kanatlı Uygarlık'mış.
Bir taneciklerim, ben sizi çok özledim.
Tek isteğim bu hayvanat bahçesinden sağ salim kurtulup yanınıza geldiğimde sarılıp, arkamıza bile bakmadan kaçmak.
Canlarım, bizim dünyamız hep ölümle de tehdit edilse, ne kadar güvenliymiş meğer.
Sizi çok özledim çok.
Allaha emanet olun.
Birlikte izlemeyi o kadar isterdim ki..
Çocuk gibi bir çocuk içimden sesleniyor ama üzülmece yok.
Bu samurai savaşıyor.
Mucks.

14 Eylül 2014 Pazar

insanların çok bilmesi sorunsalı

'insan, insanın parasız pulsuz bekçisidir' demişler.
başka halkları, ülkeleri bilmem, bizim buralarda bunun suyu çıkmıştır, çıkarılmıştır. bunu bilirim.

"Herkesin başına gelebilecek insanlık hallerine uygun davranışlar antolojisi" vardır pek çok insanın.
'Aşık olmuşsun, şöyle şöyle davranmalısın.' dan tut... 'Bu yıl asimetrik saç moda, saç kestireceksen buna uygun davranmayı unutma.' ya varan bir bilgi ve yönerge fışkırtması.

Belki de ilk yapmamız gereken 'başkalarının' ne dediğini umursamayı bırakmaktan önce... 'başkalarına ne yapmaları gerektiğini' söylemekten vazgeçmektir.

Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hesap soracağı o gün geldiğinde şöyle şeyler dememek için 'evet, biliyorum, onun da iradesi vardı ama Valla billa ben onun iyiliği için şeyettim. yani benim olduğum yerden bakınca arkadaşım-kızım-oğlum-kocam-annem....vs. için en doğrusu benim dediğim gibi görünüyordu. bilemedim ben onun bu dünyadaki tek varlığına, özgür iradesine müdahale ettiğimi. çok pardon. valla çok pardon.'

Her müdahalede hayatlar değişir.

Ve başkasının hayatına müdahale etmek, çok kolaydır. Çok zevklidir. Tadından yenmez.

Pek çok öğretide bu nedenle der belki de "özgür bırak, özgür bırak, özgür bırak"

şey gibi biraz...

Çocuk bir sınava girmiş.
hadi sınav cevapları çoktan seçmeli olsun misal.

Çocuğun çevresinde onlarca insan, kendi bakış açısından a şıkkı, hayır b, valla billa c diye bağırışıp duruyor.

Çocuk kendi cevabını vermek istese de, sorumluluğu başkasına bırakıvermek pek tatlı geliyor.

Öyle olmasa bile, verdiği cevaptan yüzde yüz emin değilse ki bu genellikle sadece cinnet anları için geçerlidir - yani ancak gerçek bir cinnet anında yaptığın şeyden tam olarak emin olursun- 'acaba onun dediği cevap mı doğru' diye düşünüyor.

Sonuç: insanlar yanlış seçimlerle belirlenmiş hayatlar içinde boğulmakta.

Hem o çocuk, hem de yanda bekleyip 'valla billa benim dediğim seçenek doğru, işaretle yoksa yanacaksın. Senin iyiliğini istiyorum da ondan söylüyorum.' diyenlerin hepsi biz'iz.

Ben bugün bir seçim yapıp kimsenin hayatına müdahil olmamaya karar verdim.

Ve anladım ki, bunu gerçekleştirmek, hayatıma karışılmasına izin vermemekten daha zor.
Olsun, bir yerden başlamalı. :)

Ezcümle, kimsenin sevincini, acısını, aşkını, nefretini nasıl yaşayacağına karışma. Yemeğini istediği gibi pişirsin. Bırak yaşasın. Bırak yaşayayım.




12 Eylül 2014 Cuma